Özcan
Özcan, 48

Erzincan-Çayırlı-Saraycık Köyü...Öylesine güzel bir yerdi ki....Orada Bağdere Dağı'nın yamacındaki elma ağacımda elma yerken doğayı izleyişimi, kekik kokularını doya doya içime çekişimi,yabani dağ nanesi toplayayım derken ayağımın kayıp derenin içerisine paldır küldür yuvarlanışımı,ardından düştüğüm yerden kalkıp ne kadar nane varsa yolduğumu,arkadaşlarımla dağ geveni denilen dikenleri yakarak ayıları kaçırmaya çalıştığımızı (ki hep korkudan kaçan biz olurduk), tilkilerin etraftaki dağ farelerinin peşinden koşuşturmasını, tavşanların komşunun tarlasından havuçları aşırmasını,kekliklerin ötü

şlerini,kartalların yavrularını yetiştirdikten sonra köyümüzün dağından ayrılmadan önce Bağdere Tepesi'ndeki veda dönüşlerini, çamurlara konan kelebekleri yakalayayım derken çamurun içine düşüp çamur adam haline gelişimi, türlü türlü dağ meyvelerinin tadını, hele hele çok şiddetli akan çayın önüne arkadaşlarımla kunduzlar gibi odun, taş ne varsa yığıp kesişimizi ve orada yüzüşümüzü, karınca yiyenlerin çukurlarını arayışımızı,soğan torbasından ağ yapıp balık yakalayışımı,yabani fındık toplarken düşen kaya parçalarından ve kayaları yuvarlar yuvarlamaz ardından kırdığım kuru fındık dallarının gürültüsünden ayı var diye arkadaşlarımı şakacıktan (!) korkuttuğum günleri hiç ama hiç unutmadım. VE İŞTE BEN BU KÖYDE SABAH 06:00 SULARINDA 8 HAZİRAN 1978'DE DÜNYAYA GELDİM...RABBİME HAMD VE SENA, HÜRMETİNE YARATILDIĞIMIZ RESULU MUHAMMED MUSTAFA'YA (A.S) SALAT VE DE SELAM OLSUN....1992 yılında İzmir-Selçuk, 1993'te İzmir-Tire'ye taşındık...Hala ailem orada....Buram buram tarih kokan bir yer,tarih her yanını sarmış...Şuan Manisa-Selendi'deyim...Buyrun kapama ve de keşkek yemeye....

YAŞAMAK SEVMEYLE BAŞLAR..VE BENİM İÇİN YAŞAMAK ÇOK GÜZEL....NE OLURSA OLSUN YAŞAMI VE YAŞAMAYI SEVİYORUM.......

EĞLENCELİYİM..NEŞELİYİM..GEZERİM..SİZİ ÜZMEM :)

I AM A VERY SOCIAL,HOSBITABLE,UNDERSTANDING HUMAN.

Я - ОЧЕНЬ СОЦИАЛЬНОЕ, ПОНИМАНИЕ, ЧЕЛОВЕК

Ich BIN EIN SEHR SOZIALER, VERSTÄNDNISVOLLER MENSCH.

YAŞAMAK ÇOK GÜZEL (ŞİİRİM)

BİR KARTAL GİBİ UÇUYORUM GÖKYÜZÜNDE.

ÖZGÜRLÜĞÜNE ALABİLDİĞİNCE MAVİLİKLER ÜLKESİNDE,

KIRLAR,ÇAYIRLAR RENGARENK ÇİÇEKLER İÇERİSİNDE,

AĞAÇLARIN ÜSTÜNDE KOVUKTAN KOVUĞA DOLAŞAN SİNCAPLARA,

ASIRLARA MEYDAN OKUYAN ÇINARIN GÖLGESİNDE MELEŞEN KUZULARA,

ÇİÇEKTEN ÇİÇEĞE KONAN, GÖKKUŞAĞI GİBİ RENK CÜMBÜŞÜ SUNAN KELEBEKLERE NE DEMELİ?

ÇEKERKEN İÇİME YOL KENARLARINDAKİ ITIRLARIN KOKUSUNU,

HAYKIRDIM O AN "YAŞAMAK ÇOK GÜZEL!" DİYE.

KARTAL TÜYÜ

Günün birinde bir avcı göklerin güzel kuşu kartalı bir okla vurmuş...Kartal çok kötü yaralanmış, ölmek üzereymiş ama yine de asaletiyle, göklerin o şanlı kuşuna yakışır bir vakarla avcının yüzüne çok içli, manalı bir bakışla bakmış.... Avcı; "Sanki bana bir şeyler demek istiyor bu kartal, hele bir sorayım" diye düşünür.

Avcı: Ey kartal derdin nedir?

Kartalın verdiği cevapsa oldukça manidar...

"Öyle veya böyle bir gün herkes ölür... Kimi gökyüzünde özgürce uçarken, kimi yuvasında, kimi de av yaparken... Ama bir ölüm var ki öylesine ızdıraplı, öylesine korkunç ki..."

Avcı oldukça merak eder. Fakat kartal gözlerini yummak üzeredir. Avcı haykırır " Ne olur ölme! Canımdan sana can vereyim, bu sır nedir de bana."

Kartal son bir çabayla şunu der; "Ey avcı beni öldüren senin okun değil, okunun sapındaki kartal tüyüdür... Onun için bedenim değil, ruhum yanıyor." demiş.

Bu olay üzerine adam onu en yüksek tepeye gömer ve o tepeye de tarihler boyunca hep "KARTAL TEPESİ" denir.

Ve bir daha asla kartallara ok atmaz... Onları her gördükçe peşlerinden koşar ve haykırır "Kartal Tepesi'ndeki kardeşinize benden selam götürün." diye.

Bu hikayeyi laf olsun diye okumayınız. Bunu derleyerek yazdım. Amacım şu idi: Bu ülke kurulurken pek çok nesil küstüler birbirine, düşman oldular...Vuran da bizden, vurulan da ; asan da bizden, asılan da .... Vuranın, asanın ellerinde ki kartal tüyüdür ki vurulanı, asılanı öldüren.....

Über uns
  • Jellies (Lieblingsspiel)
Fotos
  • Futter ist leer