
Hayattan korkmak için genç olmak gerekmediğini
öğrendim... Hatta yaş geçtikçe korkuların daha da arttığını,
direncin ve yeniden başlama gücünün tükendiğini... Olgun
karşılıyor gibi göründüğüm bir çok şeyin, ölesiye
korkuttuğunu, kabullenmenin, karşı koymaktan daha risksiz
ama daha acı verici olduğunu... Zamanın geçmesini
beklemeyi öğrendim, bana ayrılan sürenin sonuna gelmeni
ne demek olduğunu anlamaya başladım... Sonsuzluğa
açılan bir kapının olmadığını... Sonsuzluğun hiçlik
olduğunu... Ölmeyi de öğreneceğim, herkes gibi zamanı
gelince... Şimdilik, ondan korkmamayı öğrendim... İlişkiler
gibi, yalnızlığın da bir bedeli olduğunu, o bedelin de bizatihi,
yalnızlığın kendisi olduğunu... Yalnızlığın paylaşılamadığını,
paylaşılınca yok olmadığını, insanın en büyük yalnızlığının
kendi içine hapsolmak olduğunu öğrendim... Hayatın
sadece o anlardan oluştuğunu, geçmiş ve gelecek
kavramlarının akıl karıştırmak için var olduğunu...
Korkuların kişiye özel, sevinçlerin kollektif, umudun yok
olması gerektiğini... Öğrendim bir çok şey işte... Ha ! Bir de,
bu yaşıma kadar hiç bir şey öğrenmemiş olduğumu
öğrendim...