
Şiir yazan bir adamın fotoğrafı var yanımda
Kendini ölümlü sanıyor onu getirdim ganimettir
Büyüdü büyülenerek, taşlayarak kovdu kabilesi onu
Suyun öte yakasında yaşadı, Sisyphos dediler adına...
Beyninin arka odalarına kilitlediğin masum bir hatırayla hiçbir yere varamazsın. Ne sen masumsun artık, ne de o hatıra. Birbirinizi eriterek ve tüketerek harflerinizi, okunaksız bir yazıya dönüşürsünüz. Okunaksız yazıları seviyorsun elbet, biliyorum. Herkesten sakladığın bir labirentte tek başına dolaşmak gibi bir şey bu. Işıksız, pusulasız, haritasız kalmak güzeldir bazen. Ve hep ışıksız, hep pusulasız, hep haritasız kalmak da. Belki bu yüzden sevmiyorsunuz aydınlıktan bahsedenleri, gelecek güzel günleri anlatanları, kılavuzları, kılavuz gemileri, rehberleri. Belki bu yüzden ölüyorsun sen. Sıkışıp iki şeyin arasına, bir hatırayla bir gerçekliğin arasına sıkışıp, kağıt gibi oluyorsun. Kâğıt gibi bakıyorsun gidenlere. Yol kenarına kaldırılmış bir ölünün üzerine serilmiş birkaç parça kâğıt gibi. "Ben seni unutmak için sevmedim" diyor şarkı ve bundan başka her şeyi unutuyorsun. Her şey bu.