Cesur
Cesur, 119

Hayatımı belki hiç farkında olmadan üzerine kurduğum şeyler bunlardı işte…

Şimdi geriye dönüp bakınca anlıyorum ki yalnızca o karşı koyulmaz rüzgarın önünde savrulup gitmişim.

Kendimce direnmeye, vazgeçmeye, değiştirmeye çalıştığım en azından düşündüğüm hiçbir şeyi yapamadan geçtim gidiyorum.

Bunca zaman sonra bir Salı gününü alıp , bir cumartesiyle değiştirebliseydim , bir cümlenin yerine diğerini kullanabilseydim,

bazen susmak yerine gerçekten ne istediğimi söyleyebilseydim başka türlü olur muydu diye üzülmek neye yarar ki artık….

Tek bildiğim yaşadığım her mutluluğun kendimi bulutlar üzerinde yürür gibi hisstetiğim her anın belli belirsiz beraber

yaşamaya alıştığım derin bir ağrı gibi,onun gözlerindeki umursamazlık tedirginlik ve sevgisizlikle gölgelendiği…

Sanki herşey yarım kalıyordu , herşey kırılıyordu. Tam resmi bitirdim derken yanlış bir fırça darbesi herşeyi alt üst ediyordu.

Hayatı oluşturan insanı mutlu , huzurlu kılan bir bütünlük var mı?

Eğer varsa ben onu neden bulamıyorum?

Yalnızca anlarla kısa ,gelip geçen hızla uzaklaşan zaman parçalarıyla dolu hayatım. O güzel anların birinden ötekine geçerken

aradaki zamana parçaları bölünüyor herşey kendiliğinden onunla yaşanan eşsiz anlarla biçimlendi ben zorlamadım buna kendi oldu.

Bazen bende onun gibi oluyorum aslında. Nasıl olsa sonu yok diye umursamaz bir tavırla bakıyorum yaşanmışlıklara…fakat sonunda

daha çok canım acıyor. Onu sıradan bir insan yerine koyduğum için kendimden nefret eder hale geliyorum.

Sonunda avutmalarım başlıyor kendim ya olursa diye… çok zamanım varmış gibi hayatımı kendimi ona adamak istiyorum.

Hayatın tek bir biçimi yokmuş sonunda bunu gördüm.

Yaknızca bir sandalyenin tepesinde oturup günün geçmesini bekleyerek te hayat geçer,yalnızca çok sevilmiş biri için ömür tüketilir,

ordan oraya maceraların peşinden de gidilebilinir.

O mesela … Sadece çalışarak geçirmiyor mu zamanını…..

Ya tüm hayatını bir hücrede geçirmek zorunda olanlar ya yatağa mahkum olanlar yada bir başkası için tüm hayatından vazgeçmek

zorunda olanlar… Ne çok insan bendeki bu duyguları yaşamadan tanımadan ölüp gidiyor…

Bunları düşündüğümde sadece onu tanıdığım için dua ediyorum. Bunca zaman onu tanımadan boşa yaşamışım gibi geliyor.

Eğer bir gün onunla dolu kocaman bir günüm olsaydı ama ben onu gördüğümde bedenimi kaplayan bu heyecanı hissetmeseydim……

Hayır ben bunu istemiyorum ...

Fırtınaların içinde korku ve heyecanla yolculuk etmeyi seviyorum. Ama sonunda sığınacak bir limanım olmalı.

Yinede geride kalan parçamı o fırtınalı yolculuğun anılarıyla o günlerin güzelliğinin yasını tutarak geçiren bir zavallı olmak istemiyorum.

Kim bilir beklide dalgaların üzerinde yükselip alçaldığımız için içimdeki o kocaman heyecanı hiç bitmiyor.

Beklide beni hayatından dışlamasına rağmen hala onun sıcaklığını aramamın sebebi bu..

Saatleri kendi istediğim gibi düzenlemek , başkalarının kurallarını hiçe saymak,kaybedeceğini düşünüp korkanlardan biri

olmamak kaybetmek ve umursamamak… sanki herşeyin dışındaymış gibi yaşamak anların peşinden gitmek,sonu ne olcak diye merak edilen

romanları değilde bir mısrası okunup rafa kaldırılan her ele alındığında farklı bişi anlatan şiirlere benzeyen anlar,

onunla dolu onunla yaşanana anlar…….

Bunu istiyorum sadece görüntü değil yaşanan anları istiyorum

Hayat hep dağılıyor ya ben onu her ne kadar düzene sokmaya çalışsam o hep dağılıyor.

Neden hala çaba harcıyorum ki bırakayım onsuz kalsın ,bırakayım bensiz kalsın… dağılanı toplamaya mı geldim ben ya….

Hem bana ne !!!! benim dağıttığımı o toplasın birazda … zaten ne karda zamanım kaldı ki bırakayım hayat uğraşsın benimle …

Dağılsın hayat umrumda değil .......!!!

À propos
  • Méduses (Jeu préféré)
Photos
  • Le flux est vide