
You are not what you were born, but what you have it in yourself to be.
What man is a man who does not make the world better.
God will understand, my lord. And if he doesn't, then he is not God and we need not worry.
---------------------------------------------------
Nothing happens to anyone that he is not fitted by nature to bear
---------------------------------------------------
“If you can't explain it simply, you don't understand it well enough”
“Insanity: doing the same thing over and over again and expecting different results.”
“Learn from yesterday, live for today, hope for tomorrow. The important thing is not to stop questioning.”
“We can't solve problems by using the same kind of thinking we used when we created them.”
“Logic will get you from A to B. Imagination will take you everywhere.”
"Bedenden bağımsız bir ruh fikri anlamsız ve boştur."
Albert Einstein
İnsanlar, bize zarar verdikleri için değil; yaptıkları haksızlıklarla ruhumuzun ışığını söndürüp içimizdeki saldırganlığın ortaya çıkmasıza sebep oldukları için tehlikeliler…
Spinoza
"All that is in the heart is written in the face." -African proverb
Of all things which wisdom provides to make life entirely happy, much the greatest is the possession of friendship.
Epicurus
Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.
Schiller
Benimle aynı yolda yürüyeceksen,bana benzemelisin. Sabahları sigarayla doyuracaksın karnını. Yanında meze olacak çayın. Öğlen çiftleyeceksın ,üst üste içeceksin sarı kızı. Dudakların ceset gibi moraracak, fazlı kaçıracaksın nikotini. Her küllüğe bir hatıra söndüreceksin.. Canın yandığında ağlamayacaksın. Mülteci olacak gözlerin , kaçıracaksın insanlardan.. Aşk denildiğinde, bekâreti elinden alınmış kız gibi titreyeceksin. Kendine çok yanlış yapacaksın. Günahtan günaha dalacaksın. Tövbe etmeye yüzün olmayacak Allah'a. Yanmak için cehenneme ne zaman gideceğini hesaplamayacaksın. Farzet ki; yandın! Hakkını verecek,şikayet etmeyeceksin... Paranoyak olacaksın! İpe sapa gelmez şeylere takacaksın. Ciğerlerime varana kadar kıskanacaksın! Ezandan önce sesin yankı yapacak kulağımda! Bilmeliyim; bugünde sabaha sağ çıktığını.. Özleyeceksin! Bir sesimi,yüzümü,sevişmeleri değil, cesedim dahil,tepeden tırnağa kokmalıyım burnunda... Sevişeceksin ! Bedenimi değil, ruhumu alacaksın koynuna! Derinliklere ineceksin. Nasıl orgazm oluyor acılarım keşfedeceksin! Toprak olacaksın, bir beni alacaksın içine.. Çiğ düşecek üzerimize. Üşüdükçe sarılacağız , tenimiz tutuşacak, baharı müjdeleyen çiçekleri bile yakacak alevimiz... İçeceksin ! Ağzınla burnun yer değişecek. Ne konuştuğunu bilmeyeceksin. Rakı sofrasında sek olacak göz yaşların. Promili aşıp, yaşayamadıklarını üzerime kusacaksın. Zıvanadan çıkacak, Cadde,sokak demeden nara atacaksın! Ana avrat dümdüz resital yapacaksın! Bir melodi olacak küfürlerin! Sen güfte'si,ben beste'si olacağım! Sol'den girecek ama pes'ten çıkmayacaksın! Bir de çoğumuz olacak! Yalnızlığı evlatlık alacağız. Beni ana'sı,sen!i babası bilecek.. Gölgemiz gibi bakacağız. Geceler hüzün yağdırınca, koynumuzda uyutacağız.. En derin yar'alarımızda büyüyecek. Yaşlanacağız; Ben çekilmez bir kadın, sen çekilmez bir adam olacaksın!...
Birican Güneri
Uyku;
Bir seylerden kaçmak
Birseylere sarilmak
Bazilardan kurtulmak
Belkileri düsünmek
Benleri hatirlamak
Onlari unutmak
Bir daha dememek
Keskeleri silmek..için vardir.
Varlik.yoklugun yaninda
Yokluksa,yoklugun yaninda vardir
Var olani silmek
Yok olani yaratmaktan daha kolaydir.
Ölmek yasamaktan daha kolay
Yasamaksa yokluktan var olur
Uyku..
Yasamsa,
Rüya..
Koma
Kabussa
Ölümdür doga için.
İçimdeki ‘BEN’ kavramını oluşturan ‘Biz’ler birbirinden ayrılmaya başladılar.Sanki mıknatıs tutulmuşcasına, biri yada bir şey bana deney yapıyor olmalı. Düşüncelerim, isteklerim, arzularım, hırslarım içimde ne kadar duygu varsa ikiye bölündüler. İyiler ve kötüler olarak. Kötü duygularım sürekli bağırıyor; ‘ÖLSÜN, ÖLSÜN, ÖLSÜN’ diye.Emin olamıyorum…ölmelerini istediği ‘BEN’ miyim? Olamaz ki; artık ‘Biz’leri oluşturmadığına göre, gerçek düşüncelerim olamaz. İyi duygularımı mı kastediyorlar? Sanırım…umarım… ‘YAŞASIN, YAŞASIN’ sesleri onları bastırmaya çalışıyor. Daha net, daha kararlı, içimde ki yankı o kadar sonsuz ki, hani berber koltuğuna oturduğunuz da; hem önünüzde hem de arkanızda ayna olur ya… Sonsuzluğa bakışı oluştururlar. Bu görüntünün içinde dalgalanıyor hayatım. Varlığımı görüp hissedebiliyorum ama sonsuz olmayan ‘GERÇEK’likten dışarı çıkamıyorum. Kendimi sürekli ne düşündüğümü düşünürken buluyorum. Yaptığımı fark ettiğimde kendimi bundan alıkoyma düşüncesine alıştırmam gerektiğini düşünürken yine ne düşündüğümü düşündüğümü fark ediyorum. Aynı o berber koltuğu gibi…bir yere gitmeyen sonsuz düşünceler, fikirler, istekler. ‘SINIR’ların içinde yaşamak…neden? Mecbur olduğumu düşünmemem gerekiyor. Düşünsem bile mecburum. Ne tarafa gidersem gideyim sonuç ‘BEN’im için değişmiyor. Bu iyi bir şey mi? Kötü? Hayır, inanmıyorum ikiside olamaz…olmamalı.Yeni bir kutup bu. Keşfedilmemiş, bunca zamandır saklanan aslında insanın düşünce sisteminin temelini oluşturan çok ufak bir parçacık. Her geçen gün fizikselliğe değil düşünselliğe daha fazla zaman ayırmam gerektiğini hissediyorum. Bilinçsizce bunu yaptığımı şimdi fark ediyorum.Yaşamım, durgun tempoda dram filmi gibi gözükmeye başladı. Müzik dinliyorum. İyi duygularımı beslemek, tatmin etmek kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor. Öteki yandan kötülükler varlıklarını unutturmak istemiyorlar. Kalbime yaptıkları fiziksel baskıyı hissediyorum. Hayatımın şu ana kadar olan kısmında; tarzımı ‘kötü düşünceleri de olan iyi bir insan’ olduğumu varsayıyordum. Artık emin değilim. Her geçen gün kendimi ‘İyi düşünceleri de olan kötü bir insan’ olma fikrine daha yakın bulmaya başladım. Birbirlerinin varlığını korumaya mecbur olan iki gerçekliğin, hayatımı gerçeksizleştiriyor olması. Artık neyin parçası olmam gerektiğimi kaybettim.’BEN’ artık iki ayrı insan oldu. Şimdi ‘BEN’in ikişer tane ‘BEN’i oluşturan iyi ve kötüsü var. Her geçen gün daha çoğalmaya istekli bir düzen. Kelimeler bir ‘İNSAN’ı ifade etmekten aciz. İnsanın kendini diğer insanlardan farklı olduğunu düşünme düşüncesi, aslında hiç bilmediği bir gerçekliğe ulaşması için zavallı isteklerden ibaret. Bu belkide ‘İNSAN’in, Tanrı’nın bir sülüeti olmasıyla alakalı olabilir. ‘TEK’ olmak, gücün simgesi. Bence Tanrı’nın da doğrusu ve yanlışı var. İnsan olmamızın sebebi aslında Tanrı’nın yanlışından ibaret olmamız.İnsanın varlığı bir yanlışlıktan….yanlışlıktan….yanlışlıktan…zincirin çalışmasını engelleyen ucu açık halka. Makina çalışırken her yeni turda engellere takılan, önce kendine daha sonra diğer halkalara zarar vermeyi sinsice başaran ‘İNSAN’ simgesinin varlığının gerekli olmadığını düşünmeye başladım. Son birkaç yılımı düşündüklerimi yazmam gerektiğini düşünerek geçiriyorum. O kadar meşgulüm ki detayları düşünmekten, kendimde bugüne kadar yazma fikrini fizikselleştirecek şansı ilk defa buldum. Umarım tekrar bulurum. Sadece yarısı yanma yetisine sahip kitapların bulunduğu sınırsız kütüphane durmaksızın yanıyor. Kütüphaneci oturmuş bilgisayarının karşısına yeni kayıtlar açıyor, yangını önemsemeden. ‘SEN’ artık yaptığını düşündüğün şeyin hakkını vererek yapmıyorsun. Bir parçası olmayacaksan oyalama kitapları.