
Kendime karşı acımasız olup biraz yargılamaya yada teraziye koymayı düşündüm ve kalemden bunlar çıktı... Soluksuz okuduğumda " oha " dedim kendime... ama evet sevdim, siz beni sevmeyin diye ben kendimi daha çok sevdim.
- Alkol kullanmayı severim. Alkol kullananları da severim. İçki masanında en çok içen ben olduğum zaman ciddi bir özgüven artşı yaşarım. İçimi garip bir mutluluk kaplar. En çok ben içemezsem o içeni çok kıskanırım ve ona yetişmek için çok çabalarım. Bu benim için önemlidir.
- İnsanlara karşı iyi davranmaya çalışırım ama gerçekte öyle değilimdir. Genelde onları idare etmeye çalışırım çünkü içimden geçen gibi davrandığımda vicdani rahatsızlıklar içerisine girerim. İdare etme sürecinde yaşadığım kişisel rahatsızlık seviyem kötü davrandığımda yaşadığımdan daha hafif olduğu için iyi davranıyorum yani. Evet aslında o kadar da iyi biri değilim.
- Beni çok üzen, kafamı çok kurcalayan şeyleri insanlarla paylaşmak beni rahatlatır. Fakat durumu düzeltmem için yapılan tavsiyeleri önemsemem. Tavsiyelerini sıralarken benim hala anlatmaya devam ettiğimi, çok fazla ilgisiz olduğumu farkedip bana alınanlar olmuştur. Tavsiye istediğim zaman direk sorarım ve bu genelde somut şeyler üstüne olur, anlatıp rahatlamak istediğimde de anlatırım işte.
- İyi bir dinleyiciyimdir ama iyi bir tavsiye verici değilimdir. Şaşırmam gereken yerlerde "şaşırırım", kızmam gereken yerlerde "kızarım" vs. Tavsiye vermeyi sevmem, insan sevmediği işi iyi yapamaz bence.
- Yalan söylerim. Hayır sadece başkalarının iyiliği için değil, kendi iyiliğim için de yalan söylerim. Derdimi anlatmaya çalışmaktan daha kolay geliyor bazen.
- Güne çok enerjik başlayıp, öğlene doğru depresifliğin dibini görüp, gece enerjimi toplayıp toplu eğlence aktivitelerine katılıp, eğlencenin yarısında boktan sebepler uydurup depresifliğime dönebilirim evime doğru yürürken.
- Misafir sevmem. Misafir olmayı da sevmem.
- Beraber vakit geçirmek için yapılan planlara çok sevinip kabul edip, sonra da nasıl iptal edeceğim üzerine kafa patlatmışlığım çoktur. Nedense hep abartılı bahaneler bulurum ve hep son anda yaparım bunu, özellikle de beraber zaman geçirilecek tek bir kişi değilse; içim daha rahat ediyor.
- Israr edilmesinden hiç hoşlanmam. Israr etmem. Israr etmem gereken durumlar yaratıldığında, bunu anlamam. Yani direk söylemelisin.
- Söylenmek istenenler diye bir kavram gündelik yaşamım içinde yoktur. Film izlerken ya da bişeyler okurken tamam, ama hayatın içinde istemsiz kapalı bu algım. Direk söyleneni Türkçe'deki ilk sözlük anlamı ile algılar ona göre cevap veririm.
- Böyle aşırı romantik ve duygusal davranışlar içerisinde olduğunu düşündüğüm insanlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırım. Üç üst madde de bende olduğunu söylediğim iç canavarın bir benzerinin onlarda da olduğundan şüpheleniyorum. Farkında olmadan bir şeyler gizlediklerini düşünüyorum. E tabi bazıları farkında olarak da yapıyo olabilirler.
- Asosyallik seviyemden rahatsızlık duymuyorum.
Dolaysiyla bunlar için yargılanmamın bana yapılmış olan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.