
duman olur lodosta bütün hayallerim
yağmur yağar sel olur yüzer evim
gider kaldırımdaki çukurları bulurum
yüzümde bir tebessümle kırılır boynum
kaderim patlak frenli tekerleri
bulur durakta bekleyen beni
dokuz canımdan sekizi çoktan gitti
kalan teki de kim vurduya gitti
ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında
bir ocak ayında sokakta vurulurum
ya da 19'unda bir kahraman olurun
saçımı göstermezsem okulumdan kovulurum
ya da kalemim kırılır mahkum olurum
kimse dinlemezken bu söylediklerimi
bir tek telefonum dinliyor şimdi beni
taştan oyulmuş olsa da boyum posum
bir çift sözle yıkılır ucube ruhum
ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında
beklerken hayatı tek ayak üstünde
oyunbozan derler hep bana
ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında.
ben bir palyaçoyum...
ben bir palyaçoyum...
Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.
Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı aaagahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.
Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.
Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne...