
Kaygısız anlarımın son sahnesindeyken gözlerim, belki buğulanır bir akşamüstü ..
Belki de ağlar yazgısına da zaman zaman, durduramaz bir tını ömrün derbeder üzüntüsünü.
Kanadım kırık değildir aslında ve hepten göçmedim diyarlarından. Kavgam kendimle değil hem, ellerimde yoktur pasak. İkna olmadıysan bana değil yıkandığım göllerin deryasına soracaksın. İşte o zaman anlarsın, senin aksine neden bu kadar yüzüm beyaz.
Aslında, yolcuyum çoktan beridir. İçimde hep gitmek arzusu ve bir yanımda "dur, gitme" diyen çığlıklar. Hangi sona yaklaşsam, senin ilk başına dönerken gitmek değiştirmezdi elbet sonucu .. Ve öğrendim artık gitmek de bir, kalmak da.
Gözlerin düşüyor bugünlerde aklıma. Hani kendine bile isyanını saklayamayan ve yuvalarından her daim fırlayacak gözlerin. Değiştiler mi? Yok, değişmezsin sen hiç değil mi? Hala yanardöner bir zamanda topluyorsundur tüm göçüklerini ve çöplerini kimler topluyor bilmezsin.
Sorsalar sana itiraf edebilir misin ellerinde kaç aşk leşinin izi var? Kaç tanesinin kabrine yaklaşabilirsin ki kaç tanesi dinler pişmanlıktan sunduğun sahte üzüntülerini?
Daha konuşmadık ..
Acı veriyorsa da dinleyeceksin ..
Söylenecek daha çok sözüm, görülecek çok hesabım var.
Geçenlerde beni sormuşsun, hatta selamlar yollamışsın utanmadan. Şunu bil ki, ne alacak bir selamım var artık senden, ne söyleyecek bir selamım. Sitem değil hep kan kusacağım. Seni sana şikayet eder gibi, belki ara sıra kendimi yumruklayacağım ve belki de en büyük faturayı kendime yollayacağım… Seni çok sevdim diye. Yine de; dün nasıl paramparça olduysam kollarında, aslında bugün kendimi yaramakla en büyük yaralarımı dağlıyorum ve geçmişin kitabından yaşanmışlıkların hesabını soruyorum ..
Bir daha açmamak üzere kapatabilmek için.
Bir zamanlar en büyük ödülün bir ömre değer gözlerimdi. Oysa en çok yaşlandırdığın yanım oldular. Ne düşen damlaları sayabildim, ne çizgilerimi. Senden önce hiç yoktular, elbette senden sonra da hiç artmayacaklar.
Bazen "olması gereken yaşanır, hesabı sorulmaz" diyorum. "Benim kaderimdi ve sen de kötü bir piyondun. Belki benim kadar kendisini de yaralamıştır." diye düşünsem de, içimde yanan korlarımı küllendiremiyorum.
Sen her geldiğinde aklıma, bedenimden kocaman rüzgarlar esiyor ve ben alevlendirdiğin bütün ateşlerimin çemberinde buz kesiyorum. Sonra bir kuş olup göklerden bakınca "değdi mi" diye soruyorum.
"Aşk; tuttuğumuz tüm köşelerde ebe olmuşken sobelenmeyi öğrenemedikçe, hep kanatmaya ve hayattan usandırmaya devam edecektir. Tabi önce kalk dediğimiz köşelerden, kalkmayı öğrenmeliyiz.
Şimdi bunca sözden sonra aşk iyidir, güzeldir, kanı sulandırır ve cildi gençleştirir diyecek olan var ise, söyleyeceğim hiçbir söze gücenmesin ve sakın kimse bana dur demesin .. &