
Fahişe duyguların eşiğinde yalnızlığa gem vururken bedenler ,gündelik aşklarla avunup sevdasız denizlere yelken açmak isterler gözlerde ki o ateş,kim bilebilir ?
Kaç karanlık gecede hangi fahişenin koynunda eridiler ...hayatımızda aşka dair
ne varsa ilk önce damarlarımızdan geçer,çağıltısını hissederiz bedenimizde,
uzak iklimlerin kokusunu algılarız bir baş dönmesiyle hafızamızda …
sonra ayrılıklar düşüne dalar bize ait olan her şeyin göz göre ,uzaklaştığını görür iki bacak arası düşlerde kalan yaşanmışlıkların hayallerde bile utandığını
yalnızlığın kollarında erirken geçen zamanın rüyalardan yavaş yavaş
silindiğini anlarız…ne geçmişinle övünür ne de yaşanmışlıkların
hayalini kurarsın.soğuk gecelerin karanlığında kaybolur ılık rüzgarların
tenini okşamadığını hissedersin artık …kaç beden gördün fahişe duygularda eriyen,
kaç insan gördün aşkın ne olduğunu bilmeyen?Davacıyım davacı,iki bacak arası duyguları aşk diye sunup aşkın adını kirletenlerden ...