
Olm tanrının bizim hakkımızdaki planını ögrendim, hepimizi öldürecekmiş..
Ölüyorum lan! Önceden tanrının yaşayabileceğim bir dünya yaratabilmesini bekliyordum. Artık bilim adamlarının yaşayabileceğim bir atmosfer bulmasını umut eder oldum. Bu atmosferde garip bir şey var, cidden bak. Sadece kendi varlığına isim koymaya çalışan insan garipseniyor bir kere. Alışkanlıklar bırakılmadığı sürece de zamanla ihtiyaç halini alıyor ve artık insanlar yok edecek yeni insanlar arıyor, kendilerine daha fazla düşman seçip farklı görüşler ortaya atabiliyorlar. Bu da normal bir dünya düzeni olarak kalıyor. Sonra gördüğümüzde de gülüp geçiyoruz. Sonra bir bakıyoruz, herkesi aynı top dünya içinde görmekteyiz (kaldı ki bu da gariptir ya neyse) ve bunun ‘sıradan’lığının farkına varamamışız. Ayrım denilen kavramın aslında ‘öbür dünya’ olarak kısıtlanmış ruh havuzunda olacağını düşünüyor kimi zaman insanlar. Çünkü biliyorlar ki, bi’ satranç takımında vezir de piyonda aynı kutuya konulacak işlevi bittikten sonra. Aynı şekilde ters bırakılıp yerleştirilecek. Ne bir vezir özenle yerleştirilecek ne de bir piyon! Ne kadar basitmiş deniyordur ondan sonra da.
“Artık iyi yaşamaktan mı yanayız yoksa yaşamayı bitirmekten yana mıyız?” sorusu sorulmaz olmuş durumda. Herkes mutlu olmak için iyi yaşamalıyız demeye başlamış durumda. Hatta arasındaki fark sorgulanamayacak kadar az bir yer tutuyor herkesin yaşamında. Düş macunu yaratıp içine girip belirli bir zaman sonra çıkabilmeyi kimse beceremiyor bu hayatta. Hatalarını hep mutsuzken fark ediyor. Sonra gene normal yaşam düzenini garipsiyor…
Sonra anlıyorsun bu iş böyle olmayacak. Normal olan onlarsa ben de onlar gibi olacağım diyorsun. Okula gidiyorsun. Herkesin nedendir bilinmez ‘hayranlık’la seyrettiği bir okulun kampüsüne giriyorsun. Kafeteryasında insanlar gelecek haftaki betonarme sınavından bahsediyor. Derslere gitmemişsin, notları rica ediyorsun, vermiyor. Vermek istemiyor lan adam! Biliyor çünkü rekabet içerisinde yaşanıyor dünyada. Sonra kütüphaneye gitmek istiyorsun, gene aynı manzara. Derslikler… gene aynısı… Bencillik, kendi benliğinin ilk basamağında yer almış ve bütün duygularını kaplamış durumda resmen insanlığın!
Sonra kendini içeri kilitliyorsun. Düşünüyorsun. Gene garip bir ayrım içine sokuyorsun kendini genel insanlıktan ayırarak. Dostun bile garipser oluyor sonrasında seni. O kadar uzaklaşmışsın ki! Sonra suçluyu aramaya başlıyorsun. Sonuç elde edemeyeceğini anlayınca tekrar kendi ilerleme yöntemine başlıyorsun. Sonrasında öğreniyorsun, tanrı sana yardım etmeyecekmiş. Tanrı insanlık hakkındaki planını sızdırmış yeryüzüne çünkü. “hepimizi öldürecekmiş!” O halde artık bilim adamlarına sığınmak kalıyor sadece. Sonrasında da bunu okuyup allah, cc, bıdı bıdı konuşuyorlar, çünkü bağnaz düşünce yapısında her birisi. Ne beklenir ki? Sanırım en güzeli; "ben tanrı olsam, intihar ederdim" diyip susmak ve anlatmamak. Bakalım ne anlarlar.
E.K.
Anlattıklarımı böyle de videolamışlar mı ne ;
http://vimeo.com/44583147