
Anlatmak istediklerimden ibaret sadece hayat.
Kelimelerimin yetmediği, ıssız bir köşe başındayım.
Ne kadar takatim kaldıysa, o kadar ayaktayım.
Tamam düştük de, daha ölmedik.
Tam ıssız bir sokağın, çekilmez karanlıklarına doğru
kafamın dikine dikine gidiyorum, aklım en az ucunda senin olduğunu bile bile kaçırılmaya yelkeniyor. Bir
fotoğrafının tüm hayallerimi kapladığını görüyorum,
bunu bile bile de hala gözlerini görmek istiyorum,
öldürün beni dercesine.
Gülüyorum hayatın tam kopma yerine gelince, bir
inatla ateşlemeye çalışıyorum o son kalan sigaramı, işte o ara bir çakmak sesi kadar bozuluyor sessizlik..
Müebbet yerken sensizliğe, bir türlü çıkartmadılar o
affı..
Aklım tarafından adaletsizce yargılanıyor
düşüncelerim, sadece seni isteyen bir beden var,
şakaklarımdan kırmızı terler dökülmekte. Ama sen hala kan olduğunu merak etme, iyi böyle..
Her tarafım kan revan içinde, dört duvar arasında
kendimi ölüme hapsetmişim gibi, kültablasından eksik
olmayan yine yirmi dal sigaram var..
Karışmayı bekleyen rakılar, içilmeyi bekleyen
sigaralar, çekilmeyi bekleyen kimyasallar, Kan isteyen bir beden, ölüme susamışız resmen.
Alın işte o son kalan fotoğrafını önümden..
Geriye senden, bir tohum hayal kaldı yokluğunu
avuttuğum..
Zavallı gibi görünsemde başkalarının gözünde, inan
beni senin gözünden başka göz ilgilendirmemekte. Ama sen acıma bana yinede.
Acımasızdın sen, Acıma'sızdın sessizce..
Kusura bakma yine, ben biterken bu gecelerin
tükenmeyen dakikalarında,
Yokluğunu anlattığım her kelime, astı beni dar
ağacına. İşte o sıra, ölüm ve yaşam arasındaki ince ipti
boynumda..
Hadi vur sandalyeye, ölümüm ayağının altındaki
cennetten olsun..
Bu son olsun, son olsun..