
bizi birbirimize düşüren, bizi ayıran sebepleri yargılamışımdır her zaman. sonuç: aşk bir illettir... öyle ki; nefes alamazsın gerçekten seviyorsan, ondan ayrı yediğin yemeğin hesabını yaparsın, acaba o tok mu şu anda? öyle ki; gece yatağa girdiğinde onu düşünmekten uykuların tadını unutursun. maksat bir an önce uyumak, ve sabahın ışığıyla onun sesini duymak... öyle ki; kıskançlığın en damarını yaşarsın o başka biriyle öylesine muhabbet ettiğinde bile. ve aşk öyle bir terim olur ki bir anda; yeri geldiğinde dünyaya kendini kapatıp kabuğuna çekilmekten başka bir şey değildir... aynı yastığı paylaştığında anlarsın özünü. onu kollarında uyutup bilerek uyumadığında anlarsın aşkı.. çünkü uyumayıp onu izlersin. fedakarlığı tadarsın mesela. sıkılan hiçbir parfüm onun ten kokusundan güzel gelmez. baktığın herkes, sana sevdiğinin benzer yanlarını hatırlatır mesela.. oysa belki de hiç benzemiyordur. ama sen kör olmuşsundur bir kere... planlar kurarsın, hayallere dalarsın...
----------------------------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------------------------
Birinin adamı olmak istiyorum!
Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!
Biraz korunmak, biraz şımarmak
Bir kaç çeşit yemek yapmak
İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak
belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek
bi yerlerde çay içmek
Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun
sahilde yürüyüş yapmak gibi "küçük ama zor heveslerim var"!
Neden mi?
herkes o kişi olamaz çünkü,
İçinden gelmeli
Hücrelerine kadar hissetmeli
Düşünerek emin olunmaz, ya bir anda yada hiç
"Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun!
Oysa bazen tek bir söze yıkılır bütün duvarlar, bir bakışa çözülür insan".
Sabahları uyandığımda “günaydın sevgilim” mesajları görmek istiyorum telefonumda
Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum
Özlemek istiyorum birini
Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum
Dayanamamak istiyorum!
"Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi
Biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi"
Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!
“Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin
sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana.
Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar
Birinin elini tutmakla birinin elini sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın vaya tutmuş gibi yaparsın işte
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin
Kimin elini tutacağını yani
Deneyerek bulmazsın
Sadece bilirsin
Bilmek! Açıklaması yok ... ..!!
------------------------------------------------------------------------------------
------------------------------------------------------------------------------------
Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu
Ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim…
Ne hissettiysem onu söyledim, onu yaşadım.
Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım.
...Asla keşkelerim olmadı.
Hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım.
Karşıma bazen gerçek yüzler, bazen sahteler çıktı ama olsun
Ben yine sadece hislerimle yaşadım
Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim
Ya da asla birini severken karşılığını beklemedim.
Dostluğuma değer biçmedim,
Sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim.
Sevdiysem sonuna kadar gittim,
Bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim.
Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım ama
Hata insana mahsustur dedim.
Affettim, af diledim.
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama
Ben onları yine de affettim.
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.
Belki de içten içe sinsice güldüler ama
Asıl unuttukları şuydu:
Ben aldanmadım.
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar.
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için…
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için…
Oysa ben hiç insan kaybetmedim!
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim, o kadar!
Kelimeler her şeyi anlatır.. Ama her şeyi yaşatmaz.. Bazen ben bile yabancı olurken kendime sana nasıl anlatırım ki beni.. Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin.. Espiriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin.. Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklıklarımda yakalayacaksın beni.. Kendimi anlatıpta bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni.. Hani yaşamadan bilemeyeceğin şeyler vardır ya, onlardan biriyim belki.. Bazıları için herhangi biri.. Bazılar için vazgeçilmez biri.. Düşlediğim kadar insanım... İnsan olduğum kadar hatalı... Başkalarından DegiL Beni Benden Ögrenin..!!
---------------------------------------------------
isyan ettiğim günler oldu elbet... ve hemen arkasından nur yüzlü ananemin "oğlum isyan günahtır" demesini hatırlayıp tövbe ettiğim çocuksu nefeslerim oldu. oysa her tövbe yeni bir günah oldu zamanla... ve zaman acımasızdı... kardeşimin elinden tutup bayram harçlıklarımızla mantar tabancası almak, onu üç tekerlekli bisikletine bindirip dolaştırmak, biraz büyüdüğünde okul çıkışı kavgalarında hemen önünde olmak... zaman çok acımasız... çok değil 1ay önce önce beni askere gönderirken arkamdan nasıl da ağladığını hatırlıyorum kardeşimin.. baktığımı hissettiği anda arkasını dönmesi... hatırlar mısın anne; bende hep gözyaşlarımı saklardım.. utanırdım ağlamaktan... oysa "erkek adam ağlamaz" diyen babam o ana dek ilk kez bana "oğlum" derken ağlıyordu... ve ben utanmıyordum artık... hele sen, kurban olduğum sana bakamamıştım bile... içim yanardı, içim acırdı yeşil gözlerindeki yaşlara...
ve artık tek tabancayım. henüz askerliğin lanet olası 13. gününde, ilk telefon iznimdeki o ses... unut artık, o gitti... ulan beni mi bekliyordu gitmek için, benim çaresiz anımı yakalamak mıydı planı, bu kadar kansız mıydı o! böyle kolay olmamalı anne! aşk bu oyuncak değil! o gece kaçmaya çalıştım! kahrolsun sevda deyip yakacaktım askerliği de... onuda beceremedim anne... yakalandım... hayırlısı demeye alıştırdım kendimi... herşeyin hayırlısı...
ve anladım ki aşk denilen çoğunun gözünde bir kapıyı vurup gitmek kadar kolaymış... şimdilerde seni çok iyi anlıyorum anne... beni gözünü karatıp sevdiğini, ne demek istediğini, ne anlatmaya çalıştığını... sen demedin ama ben farkındayım... meğer bir kahpe sevmişim...
buralarda üzülüp kahrolduğumu düşünme... zaman geçiyor... bir kalem bir kağıt, nöbetlerin tek ilacı... sadece şunu bil anne... geldiğimde ne içimdeki serseriyi ortaya çıkarıp sahtekar yüzlerle muhattap olurum ne de saç sakal karışana kadar hayata küserim... ben isyanımı kalemimle ve müziğimle dile getiririm... ürettiklerim dilden dile dolaşırken , seneler geçse bile unutulmayacak. ve belki de onun kendi çocuğu "satılık aşkının fiyatı ne" bestemi dinlerken , annesinin gözündeki o utancı görecek...
artık gitmem lazım anne... biliyorum ki üzülüyorsun ama inan değmez... tunayı da çok özledim, çok öp benim için... sarılmayı sevmiyor ama sen yine de abin için de... babama saygılar, ellerinden öpüyorum... seni seviyorum... geldiğimde herşeyi telafi edeceğim... ALLAH'a emanet...
---------------------------------------------------
Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi ...
10. sınıf
İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
11. sınıf
Telefonum çaldı, arayan O idi ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Son sınıf
Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve "çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadaş" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana "hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini" söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...
Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Aradan yıllar geçti...
Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum... evet artık evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve "nikahıma geldin teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
Yıllar çok çabuk geçti...
Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...
"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi..."
---------------------------------------------------------------------------------------
SevdiğimLe YaşLanmak İstiyorum. .
Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğu kadar dos...tlarının, dostalarının olduğu kadar benim ol
istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Sonra çocuğumuz olmalı, Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız
birbirimizden Mutluda olsa, kötüde olsa, yaşadığımız günler bizim
günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları
güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize,
Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Ben, "Bey" demeliyim sana, sende "Hanım".
Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde. Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde...