
"AKP 'ye oy vermelerini eleştirdiğim için bana direkt/dolaylı sitemlerde bulunan, "hani bizi severdin" diyen arkadaşlara yanıtımdır. AKP 'ye oy verdiğiniz için sizden nefret edecek değilim elbette. Ama bu iş bu yıla kadar demokratik bir tercihti, bu yıl ise ahlaki bir tercih oldu artık. Ortaya bunca pislik döküldükten sonra bunu yaptınız ve ben gördüm ki töre cinayetine kurban gittiğimde tınlamayacaksınız; bir sokak arasında başıma tekmeler yiye yiye öldürüldüğümde aldırmayacaksınız; 14 yaşındaki oğlum başına gaz fişeğiyle ateş edilip öldürüldüğünde mezarına misket koyduğum için katiliyle bir olup beni yuhalayacaksınız; çalmadan çırpmadan kağıt toplayarak namusumla yaşamaya çalıştığım camlarına naylon çekilmiş evde 40 günlük bebeğimi açlık ve soğuktan kaybettiğimde "becerip çalsaydın da ölmeseydi" diyeceksiniz; 12 yaşında kızımın/kardeşimin para karşılığı yaşlı adamlara peşkeş çekilmesi midenizi bulandırmayacak; inancımla "makara" geçilmesi sizi zerrece rahatsız etmeyecek; çocuklarımın geleceğinin bizzat diktatör ailesi tarafından çalınıp istiflenmesini alkışlayacaksınız.... Hadi bakalım. Sitem etmek kimin hakkı bu durumda?!?
Balkondan kibir ve nefretten ibaret bir ateş topu gibi haykıran diktatör bu ülkeyi iç savaşa sürüklediğinde; Suriye'ye gönderilecek eşlerimizin, kardeşlerimizin, çocuklarımızın cansız bedenleri döndüğünde attığınız oyla isteyerek/istemeyerek kanlarına buladığınız ellerinizi koklayın. Hala rahatsız olmuyorsanız bir sigara yakın, rahatça arkanıza yaslanın; yolunu bizzat açtığınız zulmün eninde sonunda sizi de yakacağını düşünmeden..."
(alıntı)
----------------------------------------------------------------------
Hint Felsefesinin 4 Kuralı:
KURAL 1: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.
KURAL 2: Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.
KURAL 3: İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
KURAL 4: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.