
20 Eylül 1990 'da bir sonbahar arifesine yakın tarihte cansız olarak doğan ben, ebenin sıcak-soğuk suya sokması sonucu oluşan termal şok tedavisiyle kendime gelmişim ve ağlamaya başlamışım. O sırada yanımda bulunan annem ise hayatında ilk ve son defa beni ağlar gördüğüne sevinmiştir. Şu anda çok küçükken yaptıklarımdan şunları hatırlıyorum:
*iki katlı bir evden yüz üstü düşüp çenemi mariana çukuru gibi açmam
*çay kaşığıyla bana su içirdiklerini,
*küçükken toprak yemeye meraklı olduğumu,
*Bir yumurtayı duvara vurup kırdığımı,
*Nereden geldiğimi sorguladığımı,
*Tıraş olmamak için babamdan kaçtığımı,
*Horozun birine attığım taştan dolayı gözü kör olduğunu, ancak safi kalple yaptığım duamla gözünün tekrar açıldığını…
Daha sonra büyüdüğümde bu safiliklerim kaybolmaya başladı tabii. Okul hayatı herkes gibi beni de farklı bir psikolojiye soktu. Denizli/Sarayköy Hacı İrfan Mersin Cumhuriyet İlkokulunda 3. sınıfa kadar kötü bir öğrenciydim. Sonra birden iyileşmeye başladım. Gittikçe performansım düzeldi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ortaokulu ve Yardımseverler Derneği Lisesinde iyi bir öğrenciydim diyebilirim. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi'ni nasıl olduysa kazandım. 2 yıl Karaman’da dinamik bir hayat yaşadım. Karaman’da vize sınavları boyunca arkadaşlarla beraber “bitsin artık bu çile” şarkısını ezberledim. Konya’dan Van’ geldiğimde kendimi köye gelmiş gibi hissederdim.
2013’te Yüzüncü Yıl Üniversitesine tekrar başladım. Hala devam ediyor bakalım Ne olacak.
. Doğayla baş başa ıssız ortamlarda bulunmak, Tarlalardaki kalabalık içinde yanmaktan daha fazla hoşuma gittiğinden yazları çok sevdiğim köyümüze giderim. Kitap okumak en büyük zevkimdir. Daha çok fikri kitaplar, kişisel gelişimle ilgili kitaplar okurum. En çok köfte, mantı, İskender, su böreği, vs. yemeklerini severim. Şişmanlamak büyük bir arzumdur. Yıllardan beri bu arzu benden nedense gitmedi. Öğrenciliği seviyorum. Bildiklerimi aktarmak, araştırmalar yapmak,faydalı bir şeyler bulmak bana büyük bir zevk veriyor. Sizin de sevmenizi diliyorum. Zira sevmediğiniz bir Öğrencilikte günde 8 saat çalışmak daha fazla da olabilir, ömrünüzün geri kalan üçte birini sıkıntıyla geçirmek demektir. Birde en az 6 saat uyuyoruz. Geriye kalanı siz düşünün. Sadece parayı düşünmememiz lazım. İnsan sadece cesetten ibaret olsaydı belki sadece para onu tatmin ederdi. Kalp ve ruh tatmin edilmezse mutlu olamaz diye düşünüyorum. Tüm bunu okuyanlara hayatlarında başarılar diliyorum.
Vezir Tonyukuk