
yüzünün
inanılmaz büyüsü
içimi kapladıkça
sadece annemde gördüğüm
bir melek yansıması çıkıyor karşıma.
neyi eksik kalsa
seni anlatamayan
köhne ve yalın cümlelerin
yıkılması gibiydi sanki
dökük eski ve garip bir evin
içimden kaçıyorum bu aralar
bir korkak gibi uzaklara gidiyorum.
ve bütün bırakılmalara ve savaşmalarımıza inat
sana yağmurlarımızı terk ediyorum
ikliminde üşürsün diye ülkemin
bir kaban,
bir bardak çay
ve kırık hayaller bırakıyorum içine
kaybetmiş bir komutan edasıyla
paramparça bir umutla yani
iki sınırlı bir haritanın
ikinci en uç köşesi olan içimi
sana terk ediyorum...