
aslında istediğin her an hayatını değiştirebilirsin
sebepsiz yere saçını kazıtabilirsin
koşmaya başlayabilirsin
paran olmasına gerek yok sokağa çıkıp şehri gezebilirsin
gidip nefret ettiğin birinin yüzüne ondan nefret ettiğini haykırabilirsin
ya da onu sevdiğini açıklayabilirsin
beklenmedik bir şekilde aniden onu öpebilirsin
sanki neden daha önce bunları hiç yapmadığını bilememiş gibi.
fakat korkuyorsun. korkuların seni o küçük odana kapatıyor.
saçını kazıtmıyorsun çünkü çirkinliğini kapatan tek şeyin, o gür saçlarının gitmesinden ve daha da çirkinleşmekten korkuyorsun
koşmuyorsun çünkü yorulacağından korkuyorsun
sokağa çıkıp şehri gezmiyorsun, çünkü ne biliyor musun, şu an sokakların katillerle ve sapıklarla dolu olduğundan korkuyorsun. ve soğuktan korkuyorsun.
nefret ettiğini haykıramıyorsun çünkü zarar görmekten korkuyorsun
onu aniden öpmüyorsun çünkü aptal yerine konmaktan korkuyorsun
bütün bunları bir kenara itip, saçını tamamen kazıtıp gece vakti sokakta koşabilecek cesarete sahip değilsin.
çünkü cesurluğuna delilik diyecekler.
mutsuzken mutluymuş gibi yapıyorsun, sevmiyorken seviyormuş gibi, seviyorken sevmiyormuş gibi davranıyorsun, mutsuzken uykuluyum diyorsuni mutsuzken halsizim diyorsun.
çünkü sen, senden yapmanı istedikleri şeyi yapıyorsun.
sen, kendi yapmak istediğin şeyleri her zaman yoksaydın.
saçını kazıtmadın
ailen kızar diye dövme yaptırmadın.
akrabaların seni övsün diye sevmeyerek mühendis oldun. sevmeyerek doktor oldun.
aç kalmaktan korktun -korkutuldun-
ve o yüzden sanatçı olmadın
müzikle uğraşmadın
fotoğrafçı olmadın
ressam olmadın.
şu an burada bunu yazıyor olman bile dış dünyadan, gerçek hayattan, arkadaş dediğin yabancılardan ve ailenden korkman. onlardan uzak kalmak istemen.
sen korktuğun için buradasın. korktuğun için burada bu hayatı yaşıyorsun.
hayallerinden bahsediyorsun ama gerçekleştirmeye korkuyorsun.
bu yüzden kafanı kazıtmıyorsun
o yüzden sokağa çıkmıyorsun.
o yüzden şimdi burada bunu yazıyorsun.
kendin istediğinle değil.
korktuğun için.