
Severek evlenen bir çiftin, isteyerek yapılan ilk çocuğuyum. 6 yaşına kadar tek çocuk olmanın şımarıklığıyla büyüyüp, erkek kardeşimin dünyaya gelişiyle büyük bir şok ve çöküntü içine girip, paylaşma özürlü kişiliğim nedeniyle aynı anne ve babayı paylaşmakta epey zorlandım. Hâlâ o şoku üzerimden atıp atamadığım sorusuna net bir cevap veremesem de aile fertlerim arasında en çok kardeşimi severim.
26 Şubat 1994'te Ankara'da başlayan hayat serüvenime 3 Temmuz 2009'dan 27 Temmuz 2012'ye kadar Düzce'de devam ettim. Hâlâ ruh ve bedenimin bir kısmını orada bıraktığıma inansam da şu an Ankara'da ikâmet etmekteyim.
Eğitim hayatım ATO 65. Yıl İlköğretim Okuluyla başlayıp Yeşilöz Anadolu Lisesinde devam etti. 1. sınıfı burda tamamlayıp Düzce Atatürk Lisesine nakledildim ve burdan mezun oldum. Birçoğunuz gibi ben de liseyi "lay lay lom" geçirip "Keşke lisedeyken ders çalışsaydım." pişmanlığına mensubum ve bunu Açı Dersanesinde üniversiteye hazırlanarak telafi etmeye çalışıyorum.
Fazlasıyla feministim. Yanlış bilen cahil toplumumuz için bir kez daha açıklamayı kendime bir borç bilirim ki; feminizm erkek düşmanlığına değil, kadın-erkek eşitliğini savunan anlayışa denir. Ülkemdeki hiçbir siyasî partinin Türkiyeyi yönetmeye lâyık ve yeterli olmadığı kanısındayım. Görmeden sevebildiğim ikinci varlık olan Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bu ülkede yaşadığım için onur duyuyorum.
En sevdiğim, hatta delisi olduğum renk kırmızıdır. Elektronik aletlerde beyazı tercih edip, tuttuğum takım dolayısıyla sarı-lacivert ikilisini kırmızı kadar çok severim.
"Reşit olur olmaz ehliyet alacağım." hedefimi gerçekleştirerek hayatımın en heyecanlı, en özgüven deposu anlarını direksiyon başında geçirdim. Umarım ölümden benim kadar korkup, hızı benim kadar severek büyük bir ironiye imza atmış birileri vardır aranızda; bu konuda yalnız olmak istemiyorum.
En yakın arkadaş konusunda hiçbir zaman tek kişiyle sınırlı kalamadım. Sevgili gibi olup birbirini kıskanan, trip yapan, el ele gezen kız arkadaş ilişkisi bana hep itici geldi ve en yakın arkadaş sayım 4'ün altına düşemedi.
Karşı cinsin sarışın, renkli gözlü olanlarını hayli itici bulurum. Bu konuda büyük konuşmuşluğum çok olduğu için çevremdekilerin, dünya evine gireceğim adamın sarışın olacağı konusunda ciddi iddiaları var. Evliliğe, aşkı öldürdüğüne inandığım ve soyadıma aşık olduğum için karşıyım ama olur da bir gün evlenirsem bunun sarışın olmayan biriyle, İzmir'de yaşamak üzere olmasını isterim. Ve evet söylemeyi unutuyordum; İzmir'de yaşamak benim en büyük hayalim.
Yalan söyleyemeyip hiçbir şeyi gizleyememek gibi çağım insanıyla zıt düşen bir huyum var ki başa belâ! Yalan söylemek korkudan gerçekleştirilen en aciz eylemdir bence ve ben birinden korkmayı kendime yediremediğim için yalan söyleyemiyorum. Canım kendisiyle mesajlaşmak istemediği için mesajına cevap yazmadığım vatandaş "Niye cevap vermedin?" diye hesap sorduğunda "Canım istemedi." demek birçoğunuza ukalaca gelse de benim asıl amacım doğruyu söylemek. Yediğim triplere rağmen bu huyumdan asla vazgeçmeyeceğim!
Son olarak; her şerde bir hayır, her hayırda da bir şer olduğuna inandığım için olumlu hiçbir şeye haddinden fazla sevinmediğim gibi hiçbir olumsuzluğa da "Niye böyle oldu?!" diye isyan etmem. Bencillikte dünya markası olduğumdan alkol, sigara gibi zararlı alışkanlıklarım yoktur; çiğ köfte, Waffle, elma çayı, Latte, Eti Wanted Bumba zararlı olmayan bağımlılıklarımdır. Asansör, metro, uçak, tren ve böcek fobilerim var. Tam bir kitap kurduyum, okumayı çok severim. Ha bir de yazın kavurucu sıcaklarında çok zorlandığım bir olay var ki; su şişelerinin kapaklarını açamıyorum. Elimdeki suya rağmen susuzluktan öldüğüm zamanlar hayli fazladır. Otobiyografi-deneme karışımı olan bu yazıma son verirken son cümlem bir rica olacak: Lütfen Türkçeyi doğru kullanın!
13.05.2013